Mesajınız var!

New York'un simgesel sokaklarından birinde, bir pencereden içeriye uzanıyoruz. Duvarlar kitap raflarıyla örülü. Erkek arkadaşını işe geçirdikten sonra heyecanla laptopunu açan ve internete bağlanan bir kadın karşılıyor bizi. İnternete bağlanırken çıkan o nostaljik sesi hatırlayanlar burada mı? Cızırtılı, telefon bağlanır gibi bir ses. Telefon bağlanması da nedir mi dediniz? Çağ çok hızlı değişti siz de … Okumaya devam edin Mesajınız var!

la petite mort!

Yazıyı okurken fonda Amelie Soundtrack çalabilir mi? "Emily in Paris" adında Paris geçtiğinden merak edip bir bölüm izleyeyim dediğim ama Paris'in heyecanına kapılıp bir solukta bitirdiğim bir dizi oldu. Evde geçirdiğimiz Corona günlerinde ilaç gibi geldi bana. İşi nedeniyle Paris'e taşınan bir Amerikalının kontrolü bırakmaya, aşkı ve tutkuyu keşfetmeye çalıştığı 30'ar dakikalık 10 bölümden oluşuyor … Okumaya devam edin la petite mort!

Eylül toparlandı gitti işte..

Ekim falan da gider bu gidişle! demişti Turgut Uyar. Eylül'ün son saatlerine girmişken duygularımı satırlara dökmek istesem, benzer satırlar dökülürdü parmak uçlarımdan. En sevdiğin mevsim ne derseniz, karlı bir kış günü aklıma gelir de güzü ikinci sıraya koyarım hala. Biraz kışın habercisi olduğundan seviyorum güzü, biraz da doğaya en çok yakıştırdığım mevsim olduğundan. New York … Okumaya devam edin Eylül toparlandı gitti işte..