la petite mort!

Yazıyı okurken fonda Amelie Soundtrack çalabilir mi? "Emily in Paris" adında Paris geçtiğinden merak edip bir bölüm izleyeyim dediğim ama Paris'in heyecanına kapılıp bir solukta bitirdiğim bir dizi oldu. Evde geçirdiğimiz Corona günlerinde ilaç gibi geldi bana. İşi nedeniyle Paris'e taşınan bir Amerikalının kontrolü bırakmaya, aşkı ve tutkuyu keşfetmeye çalıştığı 30'ar dakikalık 10 bölümden oluşuyor … Okumaya devam edin la petite mort!

Eylül toparlandı gitti işte..

Ekim falan da gider bu gidişle! demişti Turgut Uyar. Eylül'ün son saatlerine girmişken duygularımı satırlara dökmek istesem, benzer satırlar dökülürdü parmak uçlarımdan. En sevdiğin mevsim ne derseniz, karlı bir kış günü aklıma gelir de güzü ikinci sıraya koyarım hala. Biraz kışın habercisi olduğundan seviyorum güzü, biraz da doğaya en çok yakıştırdığım mevsim olduğundan. New York … Okumaya devam edin Eylül toparlandı gitti işte..

Bir Film: Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Ratched gibi sinema filmi doyumu veren diziler nedeniyle son yıllarda film izleme oranımda düşüş yaşandığından... Corona nedeniyle evden çalışmaya başladığımdan beri evde yaşadığımdan... İstanbul'da festival ruhu öldüğünden... Gibi sebeplerle ne izliyorum ne de izlediğime dair yazıyorum uzunca bir süredir. Ancak geçen gün, yazmadığımız her şeyin ya uçup gittiği ya da kafamızda şekil değiştirip gerçeklerden saptığı, … Okumaya devam edin Bir Film: Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Sürrealizm de neymiş?

Sanırım 5-6 yaşlarındaydım. Bir döviz bürosundaydık. Annemler Mark alıyor ya da bozuyordu (Mark nedir demeyin!), ben de onları bekliyordum. Duvarda bu resim vardı. Hipnotize olmuş gibi dalıp gittiğimi hatırlıyorum. Yıllar sonra Halep Pasajı'nda büyük posterlerin olduğu bir yığını kurcalarken bu resime denk geldim yine. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam! Öğrencilik yıllarım için ciddi bir parayı bu … Okumaya devam edin Sürrealizm de neymiş?

Annem beni Mozart ile büyütmüş mübarek!

Zorlu PSM'de Movies in Concert etkinlik serisi iki gecedir Mozart'a ev sahipliği yapıyordu. 1984 yapımı Milos Forman filmi Amadeus, klasik müzik tarihinin en önemli isimlerinden Wolfgang Amadeus Mozart’ın hikayesini anlatıyor. Film, Peter Shaffer’ın 1979 tarihli oyunundan uyarlanarak beyaz perdeye taşınmış. Piyanist Gökhan Aybulus, Orkestra İstanbul ve Korosu'nun canlı performansı eşliğinde tekrar izlediğim Amadeus, canlı orkestra eşliğinde olduğundan … Okumaya devam edin Annem beni Mozart ile büyütmüş mübarek!

Biz insan mıyız?

Filmekimi boyunca reklamını izlediğim Tasarım Bienali'ne dün teşrif ettim efendim. Bu sene 3. sü düzenlenen bienalin yola çıktığı kavram 'insanlık'. Yaradılışımızdan itibaren evrimleşmemizin her adımı bir tasarımken konunun insanlık olması felsefi olarak da doyurucu. Geçen yıl gittiğim İstanbul Bienali'nde rehberli tur tercih etmediğim için çok pişman olmuştum. Bu sene, Tasarım Bienali'nin iki mekanı, Galata Özel Rum İlköğretim … Okumaya devam edin Biz insan mıyız?

Biraz ruhumu besledim sadece..

Jülide Özçelik ismini bu sene 13 Şubat'ta verilen Sevgililer Günü konseri sayesinde duydum. Bir Varmış Bir Yokmuş filminde sesine de oyunculuğu kadar hayran olduğum Mert Fırat, Jülide Özçelik ve İstanbul Senfoni Orkestrası ile beraber sahne alacaktı. Mert Fırat nedeniyle gittiğim konserden Jülide Özçelik hayranı olarak çıkıverdim! Sesi o kadar duru ve güçlü, şarkıları o kadar … Okumaya devam edin Biraz ruhumu besledim sadece..

Dünya Tiyatro Günü Kutlu Olsun!

İlk ne zaman tiyatroya gitmiştim diye düşündüm. 8-9 yaşlarındayım. Edirne Halk Eğitim Merkezi'ne Uygur tiyatrosu geldi. Oyunun adını dahi hatırlamıyorum şuan. Tek hatırladığım çok pahalı olduğu için annemin benle içeri giremediği, ama ben tiyatro izleyeyim diye beni içeri oturtup oyun boyunca beklediğidir. Bir de kapının önünde, oyundan önce arabasını yıkayan Uygur kardeşlerle muhabbet edişimizdir. Sonra … Okumaya devam edin Dünya Tiyatro Günü Kutlu Olsun!

Genco ve Nazım ile ‘Yaşamaya Dair’

...nasıl ve nerede olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... Nazım'ın 114.yaş günümü kutlamışken, Nazım hakkında bir şeyler karalamamak olmazdı. Şiiri de aşkı da geç tanıdım, tattım ben. Ve bir daha bırakamadım. Nazım'ı bir çoğunuzdan az bilirim muhtemelen. Bana göre Nazım memleket demek, aşk demek, mücadele demektir. Nazım sevmektir, sevmeyi bilmektir. Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'ndeki yaşamını, eşi Piraye Hanım'a olan tutkusunu … Okumaya devam edin Genco ve Nazım ile ‘Yaşamaya Dair’