Bir zamanlar hayat bizimdi.

Gözyaşlarıyla veda ettiğim bir hikaye. Deli Dolu Kitap’tan çıkan Bir Zamanlar Hayat Bizimdi. İspanyol yazar Marian Izaguirre’ye ait. “Dilediğince müzik dinlediği, kitaplarla dolu bir evde yaşıyor.” Ve kitaplarla sarılıp sarmalanmış, acıklı ama bir o kadar da sevgi dolu bir hikaye anlatmış okuyucuya.

Aslında iç içe geçen iki hikaye var kitapta. Hangisi masal hangisi gerçek ayırdına varamıyorsunuz bir süre. Varmak da istemiyorsunuz zaten. Kitap sevgisiyle kesişen hayatların ritmine kapılıyorsunuz. Şimdi ne olacak düşüncesi zihninizi kemirse de doyuma varabilmek için bir yudumda içemiyorsunuz.

İspanya, Fransa ve İngiltere ekseninde, savaşlar arasında dolanıyorsunuz. Sadece dış dünya değil karakterlerimizin iç dünyası da savaş halinde. Sağ çıkacaklar mı bu savaşlardan? Yaraları ne olacak? Biz olsak ne yapardık, ne yaşamayı tercih ederdik? Merakınızı diri tutan ve yaşayarak okunan bir kitap. Çünkü biliyoruz ki bir savaş da bizim içimizde var. Sebepleri ve tarafları farklı olsa da…

Kitaplara gönül vermiş her tutkulu okuru cezbedecektir. Okurken bir çok not alacağınıza ve Debussy dinlemekten kendinizi alıkoyamayacağınıza eminim. Belki siz de benim gibi İspanya İç Savaşı hakkında birkaç kitap alıp okumaya karar vereceksiniz. Raflarda tozlanmaması gerekirmiş, siz benim gibi yapmayın ve buluşmakta gecikmeyin bu dostla.

Altını çizdiklerim;

  • Kitaplara olan tutkum ortaya çıkınca “keşif” sözcüğünün bir yığın öyküye atfedildiğini gördüm. Bir de keşfetmeye çalıştığımız şeyin hayatın kendisinden başka bir gizem olmadığını.
  • İşte böyle bir dönemde hiç beklenmedik bir şekilde savaş başladı ve mutluluk hiçbir uyarıda bulunmadan öylece çekip gitti.
  • İlk kez dudak dudağa değil, bakışlarla öpüşülür.
  • Biz insanların kendimize yabancı olan acılarda teselli aramamız ilginç. İlginç çünkü başta itiraf etmekte güçlük çeksek de, işe yaradıkları kesin.
  • Doğru erken bizi en çok seven değil, aşkın bizi kımıldatmasını, içimizde kendimize dair bilmediğimiz bir şeyler keşfetmemizi sağlayandır.
  • Yaz akşamlarında, güneş binanın öte tarafına geçtiğinde buraya oturuyor ve gece oluncaya dek kitaplara ve düşlere dalıyorum. Gitgide daha da yaşlanıyor olabilirim ama hala hayal kuruyorum.
  • İnsan yaşlandığında, aynen şuan bana olduğu gibi okuyor ve hemen unutuveriyor. Sanki fazlasıyla dolu bir yerde boşluk yaratmaya çalışmak gibi. Fakat gençken istesek de istemesek de, zamanla o sözcüklerin bizlerden bahsedeceğini bilmeden okuyuveriyoruz işte.
  • Konuşmuyoruz, zira kelimelere ihtiyacımız yok. Kaldığımız yerden devam etmemiz için tek bir gülücük yetiyor.

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s