Lanet Olsun Zaman Nehrine

“Lanet olsun zaman nehrine; otuz iki yıl geçmiş bile.”

Norveçli yazar Per Petterson ile tanışmam At Çalmaya Gidiyoruz ile olmuştu. Dingin bir dili olması, karakter ve olay seçimleri beni cezbedince bir kitabını daha okumak istedim. Lanet Olsun Zaman Nehrine, benim gibi İskandinav Edebiyatı’na meraklı birkaç okurla birlikte seçtiğimiz kitabıydı. At Çalmaya Gidiyoruz’a göre olay kurgusu daha renkli ve olay seyri daha akıcı.

Hayatta aradığını bulamayanlar ordusunun bir mensubuyla tanışıyoruz: Arvid. Geçmiş ve günümüz arasında gidip gelen anılarıyla onu ve kaybolmuşluğunun sebeplerini anlamaya çalışıyor, akıp giden zaman nehrindeki seyrine ortak oluyoruz.

Kitabın asıl karakteri Arvid değil de annesiydi aslında. Gücünü korumak uğruna sağlam duvarlar örmüş etrafına. Ama biz okurlar bir şekilde sızıyoruz o duvarlardan. Arvid sızamıyor ama biz, annenin hikayesinde eksik parçalarını tamamlıyoruz zihnimizde. Yaşadıklarının derin izlerin sonucu olduğunu tahmin etmemiz zor olmuyor. Arvid ne kadar güçsüz, sinik, yarım kalmışsa anne o kadar güçlü, baskın, tamamlanmış geliyor. Annenin eksikliği kendi yaratılışında değil yarattıklarında gizli ve bu gizi keşfetmek keyif veriyor okura.

Arvid’in geçmiş anıları Sosyetler’in dağıldığı ve Berlin duvarının yıkılığı yıllara doğru bir olay akışı izliyor. Karakterimiz Oslo’da bir işçi. Okulu bırakıp “davasına” katkı sağlayabilmek, partinin parçası olabilmek, belki de var olduğunu hissedebilmek için işçi oluyor. Geçmiş parçalarının bu siyasi kırıntıları okuma keyfimi meraka da çevirdiği için beni ayrıca mutlu eden bir detaydı. Yazarın karakter seçimleri kadar anlattığı mekanları da karakterize etmesini seviyorum. Mesela Oslo, artık benim için bir şehirden ibaret değil. Ya da annenin sığındığı o yazlık ev, sadece Danimarka kıyısında bir kaçış noktası değil. Onlar da en az anne ve Arvid kadar ete kemiğe büründüler okurken.

“Güldüm, tek başıma kahkahalarla güldüm. Hayat beni bekliyordu. Hiçbir şey kesin değildi.”

Belirsizlik içindedir aslında hayatlarımız. Planladığımızı sandığımızda bile hayatın bizim için başka planları olur, ne yapacağımızı şaşırırız. Bu belirsizlik hepimizde bazen kaybolmuşluk hissi yaratır. Bazen geç kalmışız gibi gelir hayata. Kimileri yola devam edip bir açık denize varmayı umarken kimileri dinginleşip bir göl kıyısına yerleşir. Ama hepimiz bu nehrin sularında yüzeriz. Ya da kıyısında yürürüz. Yerimiz ya da yönümüz değişse de nehir aynıdır.

Okumak terapi gibidir, ruha iyi gelir denir. Bu kitap da ruha iyi gelecek ritimde yazılmış. Çılgın kalabalıklar içinde sessizliğin tadına varmak isteyenler Per Petterson ile tanışmalı. Lanet Olsun Zaman Nehrine güzel bir bahane, tanışmak isteyenlere.

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s