Bir Film: Wildlife

Büyümek nedir? Ne zaman büyüdük deriz? Ya da bu olup biten bir şey midir?

Büyümenin yaşla değil yaşanmışlıkla olduğunu biliyoruz. Sonuçta saksı bitkisi değiliz ki! Bizi biz yapan duygularımız var. Akılla değil duygularla büyüyoruz bence. Acının ve sevincin tonlarını yakaladıkça.. Günden güne. Ama bitmeden. Öldüğümüz ana kadar büyüyoruz. Tabi yaşamaktan vazgeçmediysek.

Bizden geçmiş artık diyen insanları hiç anlamam. Çünkü geçen sadece zaman. Ve kıymetini bilirsek zaman keyiflidir. Geçse de ölene kadar akıp gidiyor bu zaman nehri. Bazen sular bulansa da akmaya devam ediyor. Göle dökülüp durulacağım demek yerine açık denizlere kadar devam etmeye ne dersiniz? Sözde olduğu kadar kolay değil eylemde yaşamak, biliyorum. Herkesin hayatında irili ufaklı taşlar var. Ama hiçbiri akmaya engel değil!

2018 yapımı Wildlife filmi, büyümeye dair bir hikaye. Montana eyaletinde, büyük şehrin kalabalığından uzak bir kasabada yaşayan bir aile. Çok genç yaşta evlenip ebeveyn olmuş bir çift. Başarılı bir öğrenci olan, sessiz, sakin 14 yaşında bir çocuk. Babanın yangın söndürme işi için evden ayrılmasıyla başlayan bir parçalanma hikayesi.

Başrollerini Ed Oxenbould, Jake Gyllenhaal ve Carey Mulligan’ın yaptığı filmin yönetmeni Ruby Sparks filmiyle sevdiğim oyuncu Paul Dano’ydu. Ruby Sparks’daki rol ve hayat arkadaşı Zoe Kazan ile birlikte yazmışlar senaryoyu. Yavaş ilerleyen, roman tadında bir filmdi ki zaten bir kitap uyarlamasıymış. Kırsala sığamayan ama kırsalda sıkışan karakterleri izlemeyi seven biri olarak beni cezbetti. Yıllarca büyük şehirde yaşayan, büyüdükçe köklerini bıraktığı küçük şehri özleyen bir karakter olduğumdan cezbediyor muhtemelen.

Filmin odağında ailesi parçalanmakta olan bir çocuk olsa da annenin hikayesi beni meraklandırdı. 34 yaşında kendini keşfetmeye çalışan bir kadının hikayesi var bir yanda. 14 yaşındayken yaşadıklarını atlatmak daha kolaydır, önünde unutabileceğin uzun yıllar vardır vs. Ama 34? Bizde yaş 35 yolun yarısı derler. İnsanlar 30’larına gelmekten korkarlar. 30’undan evlenmediyse 35’ten önce anne-baba olmadıysa eksik kalacaklar, bir yarış varmış gibi gerisinde kalacaklar sanırlar. Oysa 30’lardır asıl kendini keşfettiğin yaşlar. 20’ler harcanmak içindir, 30’lar ise keyfine varmak için. Haliyle bir insan pek tabi 34’ünde kendini keşfetmek isteyebilir, yeni bir yol çizebilir, bir şeylere sıfırdan başlayabilir. Yan hikaye olarak bunu izlemiş olmak filmin gözümdeki değerini arttırdı, her ne kadar eksik bırakılmış bir hikaye de olsa.

Büyümek yaşla değil yaşanmışlıkla oluyor ve ölene kadar sürecek olan bu yolculukta arada rota değiştirmek size kalmış. Yenilikten ve denemekten korkmadan yaşayabilmek, 30’a 40’a takılmadan hayatın tadını çıkarabilmek lazım. Çünkü tekrarı yok. Varsa da şimdiki sen bunu bilemezsin, kimse bilemez. Tek bildiğimiz şimdiki an. O yüzden anda kal.

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s