Yalnız da olsan, hayat müşterek.

Müşterek kelimesi ne çağrıştırıyor? Ortaklık? Paylaşım?

Peki insanlık olarak insani miraslarımıza, paylaşabileceklerimize dair aklınıza ne gelir ilk olarak?

Çok düşünmeye gerek yok. Bir nefes alın. Size iyi hissettiren bir yerde hayal edin kendinizi. Fark ettiniz değil mi?

En başta soluğumuz hava müştereğimiz. 

Sonra gezdiğimiz sokaklar, aile ve arkadaşlarla vakit geçirdiğimiz meydanlar, yüzdüğümüz ya da kenarında oturup huzur bulduğumuz nehirler, dereler, göller, denizler, altında serinlediğimiz ağaçlar…

Müşterekler, doğuştan hakkımız olan, insani mirasımızdır. Yaban hayat gibi doğanın armağanı da olabilir bizlere, kültürel değerlerimiz gibi yaratıcılığımızın mirası da. Devletler ve şirketler tarafından kullanılan ve karşılığında insanlığa hiçbir bedel ödenmediği gibi üzerine bedel istenen değerler. Bedeli sadece para olarak da düşünmeyin. Her yıl Dünya Limit Aşım Günü’nün daha kısa sürede gelmesi, kutupların önlenemez eriyişi, kontrol edilemez sıcaklar ve yağmurlar… Bunların hepsi birer bedel.

İçme sularımızı düşünün. Bizler temiz suya ulaşamadığımızdan, doğamızı da kirleten sayısız plastik şişeyi kullanıp çöpe atıyoruz. Hakkımız olan bir şey için para ödediğimiz gibi doğaya karşılığında sadece çöp veriyoruz. Ne acı! Oysa doğayla adil bir paylaşım içinde olsak, dünya daha yaşanır bir yer olurdu.

Dünyayı daha yaşanır bir yer haline getirmek için sade ve atıksız yaşamaya başlayabilir, doğa dostu, plastiksiz ürünler kullanabilir, çevreye duyarlı olabilir ve olunması için farkındalık yaratmaya çalışabiliriz. Ancak bu yolculuğa “müşterekler” kavramının farkında olmadan başlamış bir insan olarak şunu söylemeliyim: Paylaşabildiğimiz değerlerin farkında olmak, onları koruyup kollamak bu yolun kalbi! Paylaştığımız bir dünya için bir şeyler yaparken aslında “paylaşım” kavramının ne kadar değerli olduğunu bilmek önemli.

Paylaşmak hep kalabalıkları çağrıştırırdı bana. Yalnız olmayı seven biri olarak da paylaşma kavramına mesafeli olmuşumdur yıllarca. Ta ki sivil toplum kuruluşlarında gönüllülük esasına dayanan çalışmaların parçası olup kalabalıkların sandığım gibi olmadığını fark edene kadar. Metis Yayınları’ndan çıkan Müştereklerimiz Paylaştığımız Her Şey kitabını okurken, bir aydınlanma daha yaşadım. Ne kadar yalnız olursan ol, bir toplumun parçasısın. Paylaştığın şey hava, su, toprak da olsa, meydanlar ya da sokaklarda yalnız da yürüsen bütünün bir parçasısın ve bütünün iyiliğini düşünerek yaşamalısın. O yüzden bir daha arkanda çöp bırakırken, plastik ürünler satın alırken, ihtiyacın olmayan şeylere para harcarken bir daha düşün. Sen geçip gitsen de dünya dönmeye devam ediyor. Senden sonrakilerin yaşam hakkını gasp etme. Yaşanabilir, eşit ve adil bir dünya bırakmak için harekete geç.

Yalnız da olsan, hayat müşterek.

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s