Bir Film: Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

Ratched gibi sinema filmi doyumu veren diziler nedeniyle son yıllarda film izleme oranımda düşüş yaşandığından… Corona nedeniyle evden çalışmaya başladığımdan beri evde yaşadığımdan… İstanbul’da festival ruhu öldüğünden… Gibi sebeplerle ne izliyorum ne de izlediğime dair yazıyorum uzunca bir süredir. Ancak geçen gün, yazmadığımız her şeyin ya uçup gittiği ya da kafamızda şekil değiştirip gerçeklerden saptığı, tabi gerçek neyse, üzerine düşününce dedim ki yaz neyse hissettiğin. Kalıplara takılma. Zaten okuma oranı düşük bir memlekettesin, blogu bırak haber okumuyoruz haber! Kime ne neyi nasıl yazmışsın? Sanatçının yolu olsun seninki de. Bırak içindeki toy sanatçı konuşsun.

Sözün kısası, her gün bir yazı gireceğim bloga artık. Bugünün yazısı da sinema. (Yazmakla ilgili kendime verdiğim 738761763. söz olabilir.)

Netflix yapımı Charlie Kaufman filmi Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum (I’m Thinking of Ending Things) 2 Saat 14 Dakika olan süresiyle, hızlı tüketen bir nesil için uzunca bir film olmuş her şeyden önce. Çünkü oldukça yavaş akan bir ritmi var. Charlie Kaufman ismi tanıdık gelenler, hiç google’lamayın (bu deyişi 59 yaşındaki annem bile kullanıyor ben neden kullanmayayım?), kendisi Eternal Sunshine of the Spotless Mind ile aklımızla dalga geçen arkadaş. Ve yine uslu durmamış, demiş dur biraz daha akıl karıştırayım. Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum diye yeni bir film yapmış.

Filmin oyuncu kadrosunda Toni Collette ve David Thewlis gibi iki sevdiğim ismi görmek beni heyecanlandırmıştı. Filme dair da en damakta kalan sahneler kendilerinin kadrajda olduğu sahnelerdi. Başroldeki Jessie Buckley de İrlandalı olmasından ve sempatikliğinden dolayı alkışları aldı benden. Filmde ses ve renk kullanımı da yerindeydi. Gel gelelim konu… Akıl karıştırdı da ne oldu?

Hikayemiz, kısa süre önce beraber olmaya başladığı erkek arkadaşının ailesiyle tanışmaya giden “genç kadın” tarafından seslendiriliyor ve genelde de onun “hayali olduğu” sürekli vurgulanan perspektifinden anlatılıyor. Karlı bir günde yola çıkıyorlar ve o kar, kasvet hiç peşlerini bırakmıyor. Aynı “genç kadının” kafası gibi, tipi var her yerde. Göz gözü görmüyor. (Bu karlı sahneler bende bir özlemi hatırlattı ki… En son ne zaman karda üşüdük de kar taneleri yüzümüze vurdu? Ah ah..) Kıssadan hisse, oğlanın ailesi biraz garip çıkınca gerçekle hayal arasında bir hikaye aktarılmış oluyor bizlere. Parçaları siz hayal gücünüze göre birleştirin diyor filmi çeken arkadaşlar belli ki.

Cuma akşamı kafa dinlemek için izlenecek film değil de, azıcık kafayı kırayım dur farklı bir şeyler izleyeyim diyen dingin kafalara hitap eden bir film. Filmde geçen iki cümle ile kapatıyorum bu geceyi.

Diğer hayvanlar anı yaşar. İnsanlar bunu yapamadığı için umudu icat etmişlerdir.

Çoğu kişi aslında başkasıdır. Düşünceleri, başkalarının düşünceleridir. Yaşamları taklit, arzularıysa birer alıntıdır.

Oscar Wilde

İyi geceler. Olur ya belki sizin zaman diliminize denk gelemem; iyi günler, iyi akşamlar ve günaydın!

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s